Türkiye ve Dünya Gerçekleri

TransAnatolie Welcomes You  to Turkey

 

Siville


 

 

Home ] Up ] Türkiye Gerçekleri ] Strateji ve Politikalar ] İçerik ] Ara ]

 

 

Darbeı ] [ Siville ] Norm ] Suç ] Musluman ]

 

 

Up

Siviller ve Askerler

   
SINIR ÖTESİ harekâtın bitirilişi konusunda muhalefet partileri ile Genelkurmay Başkanı arasında kopan söz düellosunun çeşitli biçimlerde uzun uzadıya sürdürülmüş olması, kolay unutulacak bir olay sayılmaz. Böyle bir olayın yinelenmemesi için bazı noktalar üzerinde ciddiyetle durmak gerekiyor.

Birinci nokta, olayları birlikte değerlendirmek ve ulusal tutumu saptamak açısından askerlerle politikacılar arasındaki eşgüdüm eksikliği.

Operasyonun bitirilişi sırasında ABD’ce oynanan oyunun farkına varılmaması ve dolayısıyla ona karşı ortak tutumun kararlaştırılamamış olması, büyük başarısızlıktır. Operasyonun kısalığını, hedefin sınırlı oluşunu, hatta bitiriliş tarihini bilen ya da bilmese bile sorup kolayca öğrenebilecek durumda olan ABD’nin “Kısa kesip hemen geri gelin” tafrasıyla ortaya çıkışındaki anlamı kestirmek çok mu zordu? Bunun Irak’taki Kürtlere mesaj vererek “Bu bölgenin mutlak hâkimi biziz ve sizi ancak biz koruruz” anlamına geldiği belli değil miydi? Böyle bir saptama yapıldıktan sonra, Amerikalıların densizliğini yüzlerine vurup bunu birlikte yüksek sesle yapmak daha doğru olmaz mıydı?

Muhalefet partilerinin Washington’u protesto etmek yerine, hükümeti mi, askeri mi hedef aldığı tam belli olmayan ifadelerle ses çıkarmaları ve askerin de durumu açıklığa kavuşturmak yerine muhalefet partileriyle tartışmaya girmesi, vatandaşların orduya ve ulusal muhalefete olan güvenini çok sarsmıştır.

Ş imdi de buna bir önceki Genelkurmay Başkanı Özkök’ün süresini uzatma konusunda iki önceki Genelkurmay Başkanı Kıvrıkoğlu’nun görüşlerini açıklayan Şükrü Küçükşahin’in haberi eklendi.

Şimdiki Genelkurmay Başkanı’nın politikacılarla polemiğe sürüklenmiş olması kadar, emekli iki yüksek rütbeli askerin böyle bir konudaki görüşlerinin de kamuoyunu rahatsız ettiğini bilmek gerekir. Halk, bu Cumhuriyetin yıpratılmamış olarak kalmış ender kurumlarından biri olan ordunun bu tarz sözler ve açıklamalarla kendi içinden ya da dıştan hırpalanmasını istemiyor.

Hele bu gibi konuları “seçilmiş” politikacılar ile “atanmış” askerler arasındaki o anlamsız ayrım çerçevesi içine sokarak değerlendirmeye kalkmak kadar yanlış bir şey olamaz.

Ana muhalefet liderinin, eleştirilere yanıt veren Genelkurmay Başkanı’na sinirlenerek Tayyip Erdoğan’ca hiddet anlarında takınılan tavrı anımsatırcasına, “Ben milletin vekiliyim, elbet sorarım” diye bar bar bağırması yanlıştı.

Geçmişteki olayda da askerlerin de en yukarı düzeydeki bir hizmet süresinin uzatılıp uzatılmama konusunu siyasilerin tercihine bırakmış olmaları da yanlış olmuş sayılmaz mı?

Ulusal davaları ilgilendiren böyle konularda kimse kimseden üstün sayılmaz ve herkes, sivil-asker, seçilmiş-atanmış ayrımı yapmadan kendi aklını ulusal aklın oluşturulmasına katmak zorundadır.

 
Prof.Dr. Mümtaz SOYSAL
 

 

 

 

 

Home ] Up ] Türkiye Gerçekleri ] Strateji ve Politikalar ] İçerik ] Ara ]

Darbeı ] [ Siville ] Norm ] Suç ] Musluman ]